Gönüllerin Gönüllü Vekili…

0
930

MİA: Üzerinden çok konuşulduğu, çok yazılıp çizildiği için değil sadece, gerçekten önem verdiğini bildiğim için… Kısa bir Gezi özeti de verebilir misin bana? Sen sadece vekil olarak değil, parkı savunan vatandaş olarak da ilk günden itibaren Gezi’deydin, her günden her andan yanımızda hatırlıyorum seni. Gördüğümüz şiddete karşı durmaya çalışırken de, toplantılarda da, sonrasındaki eylemlerde de. Ama Park süreci çok başkaydı. Biraz anlatır mısın, nedir senin için Gezi? 
MELDA ONUR: Gezi, bir büyük öfkenin sonunda taşmasıydı… Gerçekten de iki ağaç meselesi değildi. İlk günlerden sonra bu çok net benim için. İktidarın son on yıllık süreçte çıkardığı yasaların, olgunlaşıp artık insanların yaşam haklarını ihlal eder hale geldiğini görüyorduk. İşte kentsel dönüşüm, HES’ler, alkol, kadınlarla ilgili yapılanlar, söylenenler…Yani bir çok alanda iktidarın bir yaşam biçimi dayatması vardı ve bunun taşma noktasıydı Gezi. Başka da bir şey değildi. Hani bir sürü laf ediyorlar ama planlı programlı bir şey olmadığını, ancak başından beri içinde yaşayan bizler biliriz. Ha sonradan, o kullandı bu kullandı, yok paralel, yok başka şey. Olabilir. Onu da kimse engelleyemez. Sen iktidar olarak olayların bu raddeye gelmesine neden olmuşsan, isteyen de alır kullanır, kullandırtmayacaksın o zaman, izin vermeyeceksin. 
MİA: İlk parka girdiğimizde o anlamda kullanılabileceğimi de bilmiyorduk ki zaten? Önümüzü görme şansımız olmadı ki? Orada içinde yaşarken bizim de nereye gittiğini, neye evrildiğini bilme şansımız olmadı. Gün gün yaşayarak gördük. O yüzden ben de planlı, işte bilmem kimlerin maşası oldu Gezi söylemlerine, gülüyorum ancak. 
MELDA ONUR: Ama bütün bunlar, o işin haklılığını ortadan kaldırmaz. Gezi Parkı direnişi son derece haklı bir direnişti. Gezi Parkı direnişini falanca örgütler kullanmıştır, o çekmiştir şuraya buraya denemez! Ayıptır! O zaman bırakmayacaksın meydanı. Geleceksin o parka, dinlersin oradaki insanları, anlarsın veya anlaşmaya çalışırsın, işi bitirirsin. Sen “emri ben verdim, öyle yaptım, böyle dedim” gibi davranırsan, herkes de dibine kadar kullanır. Sen böyle bir ortam yaratırsan iktidar olarak, herkes kullanır. Onun için, hiç bu konuda tartışmam bile. İşte paralel yaptı veya sonradan girdi. Peki, girmiştir, olabilir. Ama sen başlattın. İlk kurşunu sen attın, atmayacaksın. Haa senin paralel polisin attıysa eğer ilk kurşunu, kusura bakma, patron da sensin, yaptırmayacaktın. Ama orada yaşadığımız şey, tam bir yaşam biçimi özsavunmasıydı, insanların yaşam tarzını çok zorlarsan, sonunda isyan eder tabii ve sonuna kadar da haklıdır. İyi tarafı şu, Gezi parkı insanları çok politize etti. 
MİA : Sorumu ağzımdan aldın! Gezi’den geriye ne kaldı? Malum Gezi ruhu dediğimiz şey nedir, geriye bir şey kaldı mı? 
MELDA ONUR: Çok şey kaldı tabii ki! Bir kere her şeyden önce Türkiye’deki toplumsal muhalefet birbirine eklemlendi. Orada bir Fırtına Vadisi var, şurada bilmem ne HES protestosu, hepsi bir biçimde birleşiyor. Herkes birbirinden haberdar olup beraber hareket etmeye başladı, ki bu önemlidir. Şimdi Soma dediğinde Karadeniz İsyanı da geliyor oraya. Bir tek Güneydoğu’yu da eklemlendiremedik bu yapıya, yani eklemleniyor da eklemlenemiyor gibi, biraz değişik. 
MİA: Medeni Yıldırım öldürüldüğünde yapmıştık biraz aslında. Taksim ve Kadıköy yürüyüşleri, söylemlerin değişmesi.
MELDA ONUR: Evet, o iyi bir örnekti ama daha sonrakilerde beceremedik, başaramadık bir arada durmayı. Sonra bir türlü oturtulamadı, onlar da haklı olarak isyan ettiler tabii. 
MİA: Laf dönüp dolaşıp şuna geliyor ya, “Kürtler Gezi’de neredeydi, yoktu!”
MELDA ONUR: O laf da artık kabak tadı verdi, zaten doğru da değil. E yoktu diyelim, sonradan geldi, ee yani? 
MİA: Örgütlü, bir parti çatısı altında görüntü vermediler de, o yüzden oldu belki.. 
MELDA ONUR: Bağlantılı olarak söyleyeyim, ben şunu da sevmiyorum: “işte falanca yerde neredeydiniz?” E sana ne? Bana pek yapmıyorlar artık ama insanların bu konuda birbirine eziyet etmesini de sevmiyorum. Yoktum, şimdi geldim, ne var? Bu intikam ruhunu çok anlayamıyorum. İnsanlar kendi alanlarına kendilerinden olmayan birinin gelmesini sevmiyorlar hem, hem de ondan sonra “niye muhalefet bir araya gelmiyor?” E nasıl gelsin? İnsanlar şöyle bir şey istiyor: Sol birleşsin ama bende birleşsin. E olmuyor tabii öyle bir şey…
ALİ FUAT: Son dönemde de yaşadık bunu, Cizre veya Silopi’ye önce CHP’liler gitsin. İşte vekiller gitmiş, ilk rapor CHPden gelmiş diyorsun. Yetmez Genel Başkan da gitsin. Bu ciddi bir haksızlık aslında…
MELDA ONUR: Tabii ki öyle, ama CHPye saldırmak çok kolay. Her yeri, her şeyi açık CHPnin. Ama çok özür dilerim, toplumsal muhalefet de önce bir kendine dönsün baksın, özeleştiri yapsın. Kadın örgütleri birbirini sevmez, hayvan örgütleri bir diğerinden hoşlanmaz, çevre örgütleri de birbirini sevmez, o gelirse biz gelmeyiz’ciler gırla, sol desen, zaten birbirini sevmez. E CHP’den ne istiyorsunuz? E ama? Ne ama’sı kardeşim? CHP dediğinde, baktığında sizin atalarınız, dedeleriniz neyse işte. Bir gün TV’de tartışıyorlar, İslami yazarlar ve solcu yazarlar. İşte İslami yazar sürekli olarak birlikte işaret ediyor, “bu solcu arkadaşlar, bu solcu arkadaşlar” diye diye. O solculardan biri, itiraz etti, “sen hangi solculardan bahsediyorsun aynı kefeye koyma, biz birbirimize silah çekmiş insanlarız” diyerek…
ALİ FUAT: Sağ gibi tek bir yapı değil ki sol…
MELDA ONUR: Bak bu konuda benim bütçe görüşmeleri sırasında Bülent Arınç ile acaip eğlenceli dialoglarım var. Mesela diyor ki “onlar gazeteci değil, terörist”… “Nereden biliyorsunuz?” dedim ben, “dur ben sana okuyayım” dedi, açtı dosyayı, sayıyor oradan şu şu şu örgütlere üye. Dedim ki, bu mümkün değil. Bir insan aynı anda o saydığınız örgütlere üye olamaz, bir kısmı birbirine karşı örgütler. Böyle kalmıştı, çok gülmüştüm ben de, buna inanıyorlar işte. Saçmalık. – KAHKAHALAR-
MİA: Son zamanlarda en çok güldüğüm şey, ancak kendi binaları, gazeteleri basılınca sözde aklı başına gelip sol sloganlardan medet umarak bizden de destek bekleyen kitle. “Susma sustukça sıra sana gelecek. “Güzel kardeşim, ne anlattık biz yıllardır da, sen, senin gazeten televizyonun duymadınız hiç? İşte “solcu arkadaşlardan direnmeyi öğrenmeliyiz” diyebilen bir Nazlı Ilıcak’a kadar geldik. 
MELDA ONUR: Duymasından vazgeçtim, bir de karşımızda durdular, suçladılar, büyük rezalet. Sonra sıra geldiğinde, yandım Allah…