MİA: Vekilliğe gidiş sürecinde ailenle yaşadıklarını anlatıyordun, araya bomba girdi. O noktadan devam edersek…
MELDA ONUR: Sanırım bizimkiler de PM üyeliği, işte MYK’ya rağmen yine de vekil olabileceğimi pek düşünmemişler. Ama vekil seçildim, o zaman babam, hiç unutmadığım bir şey söyledi: “Kızım sen ne yaptın? Ailemizin adını tarihe yazdırdın…”
-Dipnot: Yine gözlerimizin dolduğu bir an daha… Bir baba kızına bundan daha anlamlı, daha güzel ne söyleyebilir ki, gururunu anlatmak için?-
MİA: Ailede başka siyasetle bu boyutta ilgilenen var mı?
MELDA ONUR: Ablamın eşinin ailesi, kuzenler biraz siyasidir ama parti yönetimi kadar. Vekil, benden başka yok. Babamın yorumu ilk zamanlardı, sonra bir de sevildiğimi, tanınan bilinen bir vekil olduğumu görmek hoşlarına gitti. Hani gittiği bir yerde babama “a siz Melda Onur’un babası mısınız? “denmesi… Onlar için inanılmaz keyifli bir şey. Benim milletvekili olduğum dönem, zor bir dönem aslında. Herkesin yavaş yavaş sokağa çıkmaya başladığı dönem. Farklı bir vekillik yapmak gerekiyordu ama bu benim biraz da yapım gereği.
MİA: Tam da bunu soracaktım, bildiğimiz Meclis’te oturup toplantı kovalayan sabit vekil görüntüsünden farklı bir profil çizdin sen hep, bu nasıl oldu?
MELDA ONUR: Sevmem ben öyle kalıplara girmeyi, asla. Arkadaşlarım dediler ki vekil seçildiğimde, tamam artık bu cicili bicili kıyafetleri bırak, biraz ciddi giyin, işte saçını da acaba koyu renge mi boyatsan filan. Dedim ki, niye? İlla bunlar lazımsa olmam ben vekil o zaman. Çünkü ben, ben olmaktan çıkarsam, yürümez o iş. İlk benim hakkımda çıkan haber, bu yüzden beni çok ağlatmıştı.
MİA: Hangi habermiş o?
MELDA ONUR: Yemin ettik. Ben de yemin sırasında çekilmiş fotoğrafımı Facebook’a koydum, Çok da güzel bir fotoğraftı. Çok özenmiş, topuklu yüksek ayakkabılar alıp giymiştim, şık ve güzeldim. Bir sürü arkadaşım da o fotoğrafın altına “oo vekilimiz, şöyle güzelsin böyle hoş..” diye güzel yorumlar yazmışlar. Ben tabii gazeteci kökenli olduğum için başıma böyle bir şey gelmez sanıyorum ama ne gezer? Habertürk, Facebook sayfama girmiş, o fotoğrafı almış, ilk sayfada sağ üst köşeden “Bir vekilin Facebook duvarı: Vekile iltifat yağdı” diye haber yaptılar. Bütün arkadaş yorumlarım yazıyor haberde. Kötü bir şey yok, ama iyi bir şey de değil.
-Dipnot: meslek etiğim gereği, böyle bir haber yapılmasını tasvip etmediğim için haber linkini buraya almıyorum- mia-
MELDA ONUR: Birincisi, çok kötü bir güne denk gelmişti: Dağlıca’daki büyük terör saldırısı olmuştu. Altta o haber, üstte ben. O yorumların yayınlanması değil derdim. Tamam bu belki benim özelimdi ve ifşa ettiler ama asıl sorun, vekil olarak basında ilk olarak böyle haber olmak istemezdim. İşte yemin töreni de sorunluydu o sene biliyorsun. Zor bir süreçti. Çok çalışılan bir dönemden sonra Meclis tatile girdiğinde bir arkadaşımla Roma’ya gitmiştim, bir sabah kalktım, bu haberi gördüm ve tüm gün ağladım. Bir türlü yatıştıramadım kendimi.. – şimdi kahkahalarla gülüyor- Alttaki yorumlar da acaip: “CHPnin meclisteki magazin vekili şimdiden belli oldu”, “manken mi vekil mi?” filan. Sonra gazeteciler aramaya başladı ama nasıl magazinel? İşte “Melda hanım sizinle haftasonu bir alışverişe çıksak da haberini yapsak?” filan. Ya benim öyle marka merakım yoktur, pazardan da alışveriş eder giyinirim ben, öyle bir tip de değilim ki?
MİA: Sonradan yürüttüğün vekillik tarzınla tam ters köşe bir cevap vermiş oldun aslında, hani ilk çıkan haber magazinel vekil ise, sen tam tersi bir profil gösterdin. İyi cevap bence!
MELDA ONUR: Evet, geçen gün bir arkadaşım benzer bir cümle kurdu, “ilk gün ayakkabılarınla seni haber yapanlar acaba sonradan utandılar mı?” diye. O yazı uzak geçirdim biraz. Çekinme değil de mesafe koymak istedim. Sonbaharda Meclis açılmadan Radikal bir röportaj teklif etmişti, orada da anlattım bu olan bitenleri. Meclis açıldığında kendime sordum: “Melda, sen sen olmaya devam mı edeceksin, yoksa başka bir şey mi olacaksın?” Ben ben olmaktan çıkarsam yaptığım işten mutsuz olurum ve o işi başarıyla yapamam. “Sen gel, yürü git…” dedim. Öyle başladım. Zaten sırt çantası kullanmayı severim, aldım çantamı gittim Meclis’e.
